Saat Yükleniyor...
YAZARLAR
2011 KPSS'nin Değerlendirmesi

“Program Geliştirme” kapsamındaki bilgilerin 20 soru ile ölçüldüğü görülmektedir. Sorular analiz edildiğinde örtük program, eğitim felsefeleri, program geliştirme sürecinin adımları, Bloom taksonomisi, içerik düzenleme ilkeleri ve yaklaşımları, öğrenci merkezi öğretim sürecinin nitelikleri gibi beklenen soruların yanında, “kültürleşme” kavramının ilk defa sorulduğu görülmektedir. Bu grupta sorulan soruların 8’i programın “Eğitim Durumları” öğesi kapsamında yer almaktadır. Bu oran, önceki yıllarla benzerlik taşısa da dikkate alınması gereken bir değerlendirmedir. Genel olarak incelendiğinde program geliştirme kapsamındaki soruların, ayrıntı yerine daha genel kavram ve uygulamaları sorgulayacak şekilde hazırlandığı söylenebilir.  

Öğretim Yöntem ve Teknikleri” kapsamında 21 soru sorulduğu ve bunların   öğretme-öğrenme yaklaşım-kuramları ile öğretim teknikleri başlıklarında yoğunlaştığı görülmektedir. Yapılandırmacılık, aktif öğrenme, tam öğrenme, proje tabanlı öğrenme, problem dayalı öğrenme, işbirlikli öğrenme, buluş yoluyla ve araştırma inceleme yoluyla öğretim stratejileri, altı şapkalı düşünme, konuşma halkası, yaratıcı drama, benzetim, gezi-gözlem, kavram haritası, eğitsel oyun, bilgisayar destekli öğretim gibi beklenen soruların yanında yaşam boyu öğrenme ve uzaktan eğitim gibi konulardan ilk kez soru gelmiştir. Öğretim ilke ve yöntemleri de program geliştirme kapsamındaki sorular gibi ayrıntı yerine daha genel kavram ve uygulamaları sorgulayacak şekilde hazırlanmışlardır.

“Ölçme ve Değerlendirme” kapsamında sorulan 18 soru değerlendirildiğinde ölçekler, amaca göre değerlendirme türleri, ölçüte göre değerlendirme türleri, ölçme türleri, test istatistikleri (ranj), geçerlilik-kullanışlılık, Z ve T Puanı ve madde analizi gibi beklenen konulardan fakat daha üst düzey beceri (uygulama-analiz) ölçen sorular sorulmuştur. Ancak daha önceki yıllarda bu tür sorularda daha çok sayısal verilerin yorumlanmasıyla ilgiliyken yapılan son sınavda matematiksel hesaplamaların ön plana çıktığı görülmüş, bu durum da bir çok adayın ölçme sorularında zorlanmasına neden olmuştur.

“Gelişim Psikolojisi” kapsamında gelen 12 sorunun gelişimin temel ilkeleri, bilişsel gelişim, psikososyal gelişim, kimlik gelişimi, ahlâk gelişimi gibi daha önceki yıllarda sorulan yapıya benzer olduğu görülmektedir. Bu kapsamdaki soruların içerikteki başlıklara dengeli dağıldığı söylenebilir.

“Öğrenme Psikolojisi” 31 soru ile en çok soru gelen ders olmuştur. Önceki yıllardan farklı olarak öğrenme kavramının tanımına yönelik bir soruya yer verilmemiştir. Yine önceki yıllardan farklı olarak klasik koşullanma kavramlarına toplam 9 soruda yer verilmiştir. Genel olarak incelendiğinde ise, 31 sorunun 25’i davranışçı kuramlarla ilgilidir. Bu oran önceki yıllara göre fazladır ve dikkat çekicidir.

“Rehberlik” dersi kapsamında sorulan 18 soruda beklendiği üzere insancıl yaklaşıma, iletişim konusuna, bireyi tanıma tekniklerine, rehberlik ilkelerine ve belirli durumlarda rehber öğretmenin nasıl davranmasının uygun olduğuna dair bilgiler test edilmiştir. Bireyi tanıma teknikleri ile ilgili 5 sorudan 3’ünün daha çok grafik okuma ve yorumlama becerilerine yönelik olduğu görülmektedir. Mesleki rehberlikle ilgili sorular da mesleki gelişim kuramlarına dair ayrıntılı bilgiler gerektirmektedir.

Sınav soruları genel ve bütün olarak değerlendirildiğinde ise, önceki yıllardaki gibi bilgi düzeyindeki sorular yerine kavrama ve analiz düzeyinde soruların ağırlık kazandığı görülmektedir. Başka bir anlatımla ezberlenmiş bilgiyi ölçmek yerine, bilginin kavranıp kavranmadığı, yeni durumlarda uygulanabilirliği ve analiz becerisi daha çok test edilmektedir. 2012 KPSS EĞİTİM BİLİMLERİ’nin de benzer bir yapıda olacağı tahmin edilmektedir. Sevgili öğretmen adayı arkadaşlarımızın sınava bu bilinçle hazırlanmaları durumunda istedikleri sonuçları alabileceklerini düşünüyoruz. Bütün öğretmen adayı arkadaşlarımıza şimdiden başarılar diliyor, sınava hazırlık sürecinin ve sınav sonucunun düşlediklerinden daha güzel olmasını temenni ediyoruz……

Öğrenilmiş Çaresizlik

ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK...

İnsanoğlu başarısızlığın nedenlerini arar durur yüzyıllardır. Bunun için profesyonel yardımlar talep eder, kimi bireyler. Özel eğitmenler, takviye kurslar, psikolojik destekler, vs. vs. vs. Oysaki başarısızlığın en önemli neden öğrenilmiş çaresizliktir.

Peki öğrenilmiş çaresizlik nedir? Bununla ilgili çok ilginç bir olayı sizinle paylaşacağım bu hafta.

Bir köpek balığı aç halde akvaryuma konulur. Balık akvaryumun her yerinde yüzebilmektedir. Avlayacağı bir şeyler aramaktadır.

Sonra akvaryuma küçük bir balık konur. Köpekbalığı küçük balığı yemek için hemen harekete geçer. Çünkü açtır(motivasyon), küçük balığı yiyebileceğine inanmaktadır(özgüven) ve küçük balığı yemenin kendi ellerinde(kontrol) olduğunu düşünmektedir.

Küçük balığı yemek için ilk saldırısında kafasını ne olduğunu algılayamadığı sert bir şeye çarparak şok geçirir. Çünkü bilim adamları küçük balık ile köpekbalığının arasına cam bir bölme yerleştirerek onları ayırmışlardır! Köpekbalığı 'balık aklıyla' düşündüğünden camı görememekte ama kafasını çarptığında camı algılamaktadır.

Sonra bir daha dener, yine kafasını çarpar. Bir daha dener, tekrar aynı şeyi yaşar. Tanımlayamadığı bir şey hedefine ulaşmasına 'engel' olmaktadır.

Yaklaşık 48saat sonra köpekbalığı küçük balığı yemek için uğramayı bırakır. Evrensel, 'Büyük balık küçük balığı yer.' Kuralı işlememektedir. Büyük balık depresyona girmiş gibidir. Çaba harcamayı bırakmıştır. Çünkü ne yaparsa yapsın o küçük balığı yiyemeyeceğine inanmıştır.

Deneyin ikinci aşamasına geçildiğinde araştırmacılar aradaki cam bölmeyi kaldırır. Artık köpekbalığı isterse küçük balığı yiyebilecektir. Önünde hiçbir engel bulunmamaktadır. Çok da açtır!

Araştırma ekibi neler olacağını beklemeye başlarlar. Şaşırma sırası bilim adamlarındadır. Çünkü köpekbalığı küçük balığı yemek için hiçbir şey yapmaz! Küçük balığı kovalayıp büyük balığın alanına geçirirler ama yine de yemek için hiçbir hamle yapmaz.

Sonuç çok dramatiktir, büyük balık açlıktan ölmek üzere olmasına rağmen yine de küçük balığı yememiştir.

Köpekbalığı küçük balığı neden yemedi? 'aç ama gururlu' olduğu için mi?

Bilim adamları köpekbalığının içine düştüğü ruh durumuna 'öğrenilmiş çaresizlik' demektedir. Öğrenilmiş çaresizlik, bir canlının defalarca denediği halde istediği sonucu alamaması durumunda, bir sonraki denemesinde başarısız olacağını beklemesinden dolayı, deneme cesaretini kaybedip hiçbir şey yapmaması halidir.

Bu hale öğrenilmiş başarısızlık da diyebiliriz. Köpekbalığı geçmişteki denemelerinde başarısız olunca, gelecekteki denemelerinde de başarısız olacağını öğrenmiştir. Bu durum bize milyarlarca insanın neden başarısızlık halinde yaşadığı halde başarılı olmak için hiçbir şey yapmadığını açıklıyor.

Öğrenilmiş çaresizlik bir daha deneme cesaretini kaybetmektir. Sürekli başarısızlık korkusuyla hareket etmektir. Kendine olan güvenini, 'başarabilirim' inancını kaybetmektir.

Öğrenilmiş çaresizlik zihne takılı psikolojik bir kelepçe, tuğlalarını kendimizin ördüğü bir ilginç bir settir.

Uzm. Oğuzhan ÜNAL

AÇI AKADEMİ Koordinatörü

Adaylara Tavsiyeler

Sevgili öğretmen adayı arkadaşlarım;

 

Bu yazımda sizlere biraz moral motivasyon, birazda özel taktikler vermek istiyorum.

 

Bilindiği üzere 2010 KPSS çeşitli nedenler iptal edildi ve bu iptal edilme durumu öğretmen adaylarımızı olumsuz yönde etkiledi. Hatta hala bu durumun etkisinden kurtulamayan, sağlıklı düşünme yapısına kavuşamayan, kararsızlık ve çatışma yaşayan, isyankar davranışlar içinde olan arkadaşlarımız var.

 

Sevgili öğretmenlerim elbette içinde bulunduğunuz durum sizi mutlu etmiyor. Ama şunu unutmayalım ki bizler için hayat devan ediyor. Durum ve şartlar ne olursa olsun inadına yaşamak için mücadele etmemiz gerekmektedir. Özelliklede ruh sağlımızı koruyucu düşünce geliştirmemiz bizler için daha faydalı olacaktır.

 

Bu nedenle yapmanız gereken bazı davranışlar vardır. Bunlar;

 

  1. Haftalık çalışma takvimi oluşturarak Şubat sonuna kadar tüm konularınızı bitirmek.
  2. Günlük 10 dk spor ya da 30 dk. yürüyüş yapmak.
  3. Güne kahvaltıyla başlamak.
  4. Çatışmalardan kurtulmak için bir gün öncesinden hedef belirlemek.
  5. Konu çalışırken mümkün olduğu kadar yazarak çalışmak.
  6. Dershaneye gidiyorsanız ders kaçırmamak ve düzenli olarak not almak.
  7. Ben biliyorum havasına girmemek.
  8. Belli bir yayından konu çalışmak, piyasadaki tüm kaynaklarda soru ve deneme çözmek.
  9. Günlük 40-50 arası düzenli nefes alışverişi yapmak.
  10. Sözel ve eşit ağırlık branşlarına sahip olan arkadaşların günlük en az 1 saat matematik çalışması.
  11. Haftalık ve iki haftaya bir tekrar yapılması.
  12. Kendinizi yetersiz gördüğünüz dersin notlarını her gün akşam yapmadan okumak.
  13. Son aylara konu bırakmamak.
  14. Son 2 ayda bol miktarda deneme çözmek.
  15. Olumlu bir benlik algısı geliştirmek.
  16. Kendinizi başarıya odaklamak.
  17. Çevrenin söylemlerini dikkate almamak
  18. Vicdanen rahat edeceğiniz davranışlarda bulunmak
  19. Erteleme alışkanlığından uzaklaşmak.
  20. Sizi olumlu etkileyen, katkı sağlayan kişilerle iletişimde olmak.

 

Sevgili öğretmelerim yukarıdaki gibi davranış biçimlerini çoğaltmak mümkün, fakat amaç davranış biçimi üretmek değil, size mümkün olduğu kadarıyla rehberlik etmek, olaylara ve durumlara pozitif bakmanızı sağlamaktır.

 

Bu nedenle kendinizi geçmişinizle asla yargılamayın ve içinde bulunduğunuz zamanı iyi değerlendirin. Biliyorsunuz ki en önemli zaman içinde bulunduğunuz zaman, en önemli kişi ise şuan beraber olduğunuz kişidir.

 

KPSS yolunda kendinizi asla şanssız olarak görmeyin. Çünkü “şans insanın hazırlıklı olarak karşısına çıkan fırsatları değerlendirme sanatıdır” Siz hazırlıklı iseniz o şans sizi gelip bulacaktır. Ama bir hazırlığınız yoksa şans sizin ayağınıza kadar gelecek ve size soracak. Şu hazırlıkları yaptın mı diye. Eğer siz hayır cevabını verirseniz, şans çekip bir başkasına gidecektir.

 

Sevgili öğretmenlerim branşınızdan kaç kişi alırlarda alsınlar, isterse 3 kişi alsınlar birinci benim, diğer 2 kişi kim olursa olsun diyebilmeniz gerekmektedir. Eğer siz bu inançla hareket ederseniz, sizin üstesinden gelemeyeceğiniz bir iş yoktur.

 

İlerleyen haftalarda KPSS eğitim bilimlerine ilişkin önemli ipuçları vereceğim. Lütfen takip edin. Ben sizlere güveniyorum. Lütfen sizde kendinize güvenin. Bu ilk yazımı şu sözlerimle tamamlamak istiyorum.

 

“BANA ÖYLE BİRŞEY SÖYLEYİN Kİ, SÖYLEYECEĞİNİZ ŞEY SİZİN AKIL SAĞLIĞINIZDAN DAHA ÖNEMLİ OLSUN”

 

Mustafa AKYOL

Eğitim Bilimleri Uzmanı

Sözleşmeli Öğretmene Sözleşmeli Evlilik

KPSS; kardeşim, annemin biricik çocuğu, babamın gözdesi… Artık o da bizden biri… Her köşe başında, her yemek sofrasında, orada burada her yerde, 7’den 70’e herkesin dilinde KPSS. Sokaktan geçen herhangi birine sorun, size bir sınav uzmanı edasıyla bildiği, duyduğu ne varsa tek tek sıralayacaktır. Televizyonda onunla ilgili bir haber olduğunda çıt çıkmaz odadan, nefesler tutulur, hayat durur sanki…

 

O kadar içimize girdi ki, korkuyorum yakında şu diyalogların yaşanmasından:

 

- Allah’ın emri peygamberin kavliyle kızınızı oğlumuza istiyoruz.

- Oğlunuz KPSS’den kaç almıştı?

- 77.

- Aa bizde baraj 80 kuzum. Ama isterseniz sözleşmeli evlensinler. Oğlunuz kadroya geçemezse boşatırız.

- Kalsın efendim. Biz ille de kadrolu istiyoruz.

 

Ya da şu olabilir:

 

- Sizin çocuk hangi sınıfta?

- 4-B

- Vaaaay kaç puanla atandı?

- ?!

* * *

 Her yıl sınavların ama adının, ama yapısının değiştirildiği bir sistemin çocuklarıyız ne yazık ki. Her yıl sınavlarla ilgili önce söylentiler çıkar, bu topluma yayılır ve sınava hazırlananların motivasyonu yerlerde gezer. O yıl içinde değişmez çoğunlukla; biz de endişelendiğimizle kalırız. Sorular dağıtılır, bütün sorular doğru yapılır, sınav iptal edilir.

Hakkını yemeyelim(!) tekrar yapılır sınav; ama güven yıkılmıştır bir kere… Türkiye’nin en güvenilir kurumlarından birinin aslında ne kadar “korunmasız” olduğu acı bir şekilde anlaşılır. Kadere lanet edilir, geleceğe küsülür…

Okursun bin bir zorlukla, emek harcarsın, yıllarca sınava girersin görevine başlayabilmek için. Atanamazsan, bir sonraki sınav için şafak saymaya başlarsın…

Peki KPSS olmalı mı? Tabi ki olmalı. Kendi alanında en iyiler seçilsin tabi; ama kendi alanında… Yani bir Tarih öğretmeni Matematikten sorumlu olmasın mesela. Kendi alanı dışındaki branşlardan sorumlu kılmak, kendi alanında başarılı olup olmadığının ölçütü değildir.

 

İşi daha da zorlaştırmak için şu da yapılabilir; herkes kendi branşı dışında bir alandan sorumlu olsun. Türkçe öğretmeni resim yapabiliyorsa, Kimya öğretmeni 100 metreyi 5 saniyede koşabiliyorsa öğretmenlik yapsın.

 

Şaka bir yana, bence asıl olayın kırılma noktası şu: 139 tane üniversite ve bir yığın bölüm açmak değil marifet. Marifet; buralardan mezun olan gençleri geleceğine küstürmeyip, onlara iş imkanı sağlamak… Mesela yüzlerce Sosyoloji mezunu açıkta gezerken bu sene kaç Sosyolog alınacak dersiniz? 11. Toplumdaki sorunlar için çözüm üretecek insanlar işsiz… Belki de “toplum bilinci” oluşmasın diye “toplumbilimci”lere özen gösterilmiyordur kim bilir…

 

Saygılarımla…

EDA ÖNDÜL

 

Sosyolog – Rehberlik Uzmanı



YAZARLAR
Eda Öndül
Sözleşmeli Öğretmene Sözleşmeli Evlilik
HAFTANIN ÇOK OKUNANLARI
ANKET
2011 Kpss Nasıldı?
Kolay
Zor
Yorumsuz
  
Türkiye'deki Kurslar
VİDEOLAR
Copyright © Açı Akademi | KPSS A | KPSS B   | Anasayfam Yap | Favorilere Ekle | Künye | Talep | İletişim
Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.